Estetik, sanatsal yaratıcılığın, sanatta ve yaşamda güzel ve güzellik denen kavramın bilimi, güzeli araştıran bilim dalı olarak tanımlanmıştır. Sanat ve estetik insanı yüzyıllar öncesinden uyandırmış ve bu alanda hizmet almak ya da hizmet vermek için yeni alanlar açmış ve meslekleri evirmiştir. 1900 lü yılların başında, henüz hiçbir dekoratörün akademik kimliği yokken, ilk kez Amerika’da “iç dekorasyon” terimi kullanılmıştır. Akabinde tasarım firmaları kurulmaya başlanıp, dergiler yayınlanmıştır. Kentsel tasarım, mimarlık, iç mimarlık mesleklerini ele aldığımızda, gittikçe daralan bir ölçeklendirme söz konusu olduğunu görebiliyoruz. İç mimarlık mesleği ölçeği olabildiğince detay görmeyi hedeflemiştir, detay mesleğimizin en önemli hususlarından biridir elbette, ancak son yıllarda iç mimarlık ölçeğinin yetersiz kaldığı alanda yeni bir konu ortaya çıkmıştır, “LAST TOUCH”. İsminden de anlayabileceğimiz gibi mekanda son dokunuş anlamına gelen last touch, mekanın makyajıdır.
Mekanda ki her ögenin mekana ait bir ruh taşıdığını kabul ettiğimiz son dönem tasarım anlayışında önem arz ettiğini düşündüğüm bu hareket, tasarımı bir nevi finalize etmektedir. Last touch kapsamına, aksesuar, tablo, perde, halı, sanat eseri vb gibi ögeler dahildir ancak bazen tüm hareketli aksam da bu alana dahil edilebilir. Mekanın işlev ve ihtiyacına göre değişkenlik gösteren son dokunuş işi, mekanın tasarım değerini belirgin bir şekilde arttırmaktadır.
Last touch hizmeti genelde iki işveren tipi ile sürdürülmektedir; bunlardan biri; mekanda büyük tadilat yaptırmak istemeyen, mekanın aurasını değiştirmek isteyen, uygunsa mevcut mobilya ve aksesuarlarında değerlendirmeye alınarak yapılan tasarım hizmeti almak isteyen işveren. İkincisi; iç mekan proje ve uygulamasını bitirmiş, dekoratif kalemi profesyonele bırakan işverendir.
Last touch hizmeti neden alınmalıdır? Başarılı bir şekilde last touch yapılan mekanlarda ortak bir tasarım dili vardır; tam olmuşluk hissi. Tasarımı belli bir nokta da bırakmamış, tamamlanmışlık durumunu kullanıcıya tam anlamında hissettirir. Bunun yanı sıra, proje için harcanan emek ve para kendini gösterir, yarım kalan mekanlarda, malzeme, tasarım ve detay kendini göstermez, aksesuarlandırılmamış boş render gibidir. Son olarak, zaman kazanımı sağlanır, objeden, nevresim takımına kadar, belli bir konsept sınırları içerisinde neyin nereden alınacağı, nasıl konumlanacağı belli olduğu için, kısa sürede her bir parça yerini bulur ve mekan bitti sayılabilir. Unutulmamalıdır ki; her bir parça bütüne aittir. Mekânsal ögeler doğru ölçekte değerlendirilip, doğru kişiler tarafından konumlanmalıdır.


